İkinci evime taşındım :)
18/11/2008 ·

Bundan sonra http://melaiqe.blogspot.com/ dayım.

en son rasta hayalimden bahsetmişim bu da demektir ki uzun bir süre dokunulmamış ,yazılmamış buralara.
yaz geldi ve artık başımı kaldırıp iki satır yazamaz hale geldim.
sıcaklar, organizasyonlar ve ben nihayetinde buluştuk.
kendime bu yaz zaman ayırmayı planlıyordum oysaki, uzun yıllar oldu yazları tatil yapmayalı, böyle bir meslekle sanırım daha uzun yıllar daha sadece seyircisi olacağım yazların.
yinede arada ufak kaçamaklarla mutlu ediyorum kendimi.
bu gece venedik sirkine gideceğim mesela , hayatımda ilk kez.
çok sevdiğimden yada merak ettiğimden değil , kız arkadaşım ve onun üç çocuğuyla beraber .
tek başına o kadar çocukla başa çıkamayacağına karar verip beni aradı dün, bende kıramadım doğal olarak.
hayali bile beni korkutuyor aslında.
sirk ve üç çocuk.
sirklerle ilgili fikrime gelirsek, kesinlikle eğlenceli bulmuyorum,hele o hayvanlara yaptırdıkları anlamsız hareketlerden nefret ediyorum.
kendini eğitememiş insanoğlunun , hayvanları eğitme hevesini zavallıca buluyorum.
ve bu geceki sirk maceramdan ruh sağlığım bozulmadan kurtulmayı hayal ediyorum.
hafta sonu ise idil biret konserine gitmeyi planlıyorum, sanırım sirk travmama muhteşem bir terapi olacak.
Ayrıntıların yazacak vaktim olur umarım.
P.S sevgili arkadaşım mecdasız bunları yapmaktan çok sıkılıyorum .
Kuzenime saçlarıma rasta yaptırmak istediğimi söyledim, saçmalama dedi. Sen rasta yaptır bende sarıya boyatacağım saçlarımı dedi, bir an onu sarı saçlı ve siyah sakallı düşününce bu fikrin benden çok ona zarar vereceğine karar verdim.
Evet , ben rasta yaptırmak istiyorum, sadece istiyorum ve yaptıramayacağımı da çok iyi biliyorum, olmadı bende mecda gibi bob marley tokası alırım kendime, şu rengarenk olanlardan.oysaki rastalı saç fikrini çok sevmiştim.ama kuzenimin sarı saç fikrinden ödüm koptu.

36 saatlik uykusuzluktan sonra nihayet uyuyabildim dün gece, artık uyuşmuş bir beden ve beyne sahip değilim.
muhteşem bir gece ve mangal partisinden geriye kalan, küllerim sanırım.
herşey şimdi daha net en azından...
4 saatte bitirmeyi başaramadığım rakım ve kahvaltıda içmek zorunda kaldığım bira dışında vucudumda bir anormallik kalmadı.
anladım ki artık yaşlanmak üzereyim, sabahlamak için yüzümü yıkadığım günler çok geride kalmış, artık sabahlamamak için çabalıyor, hatta sabahlamak terimi bulunun hiçbir etkinliğe katılmak istemiyorum.
daha sakin ve huzurlu sabahlara özlem duyuyorum.
evet belkide gerçekten yaşlanıyorumdur.
son ses rock dinleyip, bira içmek , geceyi güne bağlamak, benim için artık mars kadar uzak.
Aslında artık mars bile insanlığa o kadar uzak değil :)
Özgürlük nedir bilmiyorum, belki bu şehrin sokaklarında kelepçesiz dolaşmak, belki gökyüzünü parmaklıklar olmadan görmektir.
Özgürlük nedir bilmiyorum...
Tutsaklığı bilirim oysa, kendi kendine tutsak olmayı, öğretilmiş hapishanelerde nefes almayı bilirim ben.
Senide kendi kafesimin içinden sevdim işte böyle ben....
Özgürlüğü gördüm oysa.
Birkaç saat önceydi, ellerinide tuttum üstelik, hadi kalk gidelim dedi bu cumhuriyetten,özgürken...
Ruhumun öğretilmiş tutsaklıkları göndermedi beni seninle bu cumhuriyetten.
Korkularım,yalnızlıklarım,uslu yanlarım, kurallarım,kalkanlarım hep birlikte ayırdılar ellerini ellerimden.
Özgürlüğü gördüm oysa ben, az önce burda, avuçlarımın içindeydi .
Usulca uzanmıştı tutsak dizlerimin dibine, sırtını okşadım, dinip tutsaklığıma esir düşsün diye...
Vazgeçmek gerekiyordu yine...
Ne ben tutsaklığımı bırakabildim nede senden sevdiğim özgülüğünü isteyebildim.
Oysaki bu sefer gidebilirim sanmıştım bu cumhuriyetten,senin yanında özgür ülkene...
« Önceki ::